İnsan bedeninin sınırlarını sonuna kadar zorlayan performans sanatının öncü ismi Marina Abramović, Türkiye’deki sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

31 Ocak – 26 Nisan 2020 tarihleri arasında Sakıp Sabancı Müzesi’nde gerçekleşecek olan Marina Abramovic’in Türkiye’deki ilk büyük ölçekli sergisi; Türkiye’den ve dünyadan performans sanatçılarıyla beraber geliştirilen canlı performanslar ve ziyaretçilerin katılımıyla “Metod” gösterisinin deneyimlenmesinden oluşacak.

Marina Abramovic’in Türkiye’de gerçekleştireceği büyük proje, üç bölümden oluşuyor. Serginin ilk bölümünde, Marina Abramović’in elli yıllık kariyeri boyunca ürettiği meşhur performanslar, özel koleksiyonlar ve dökümantasyonlarla temsil edilecek.

İkinci bölümde, sergi için sanatçılara yönelik açık çağrıya cevap veren ve davet edilen bağımsız sanatçıların performansları yer alacak. Sergi, Marina Abramovic’in ziyaretçilerin bizzat katılımıyla farklı tecrübeler yaşadığı “Abramović Metodu” bölümüyle son bulacak.

Performanslar Sakıp Sabancı Müzesi’nin ziyarete açık olduğu her gün, 12:00 – 20:00 saatleri arasında deneyimlenebilecek.

İnsan bedenini sanat objesine dönüştüren kadın

Performans sanatının en bilindik ismi Marina Abramovic 1946 yılında Yugoslavya’da dünyaya geldi ve zor bir çocukluk geçirdi. Anne sevgisinden uzak yetişen Abramovic, anneannesinden gördüğü manevi destek sayesinde hayata tutundu. Sanatçı, bu iki zıt ilişkinin, kişiliğini ve sanatını da etkilediğini belirtiyor.

Abramovic, sanatında yaşadığı asıl kırılmayı ise hem sanat hem de hayat arkadaşı Ulay sayesinde gerçekleştirdi. 12 yıl boyunca tutkulu bir birliktelik yaşayan ikili, beş parasız ancak özgür bir biçimde Linda ismini verdikleri bir karavanda yaşadı. Hatta bu karavanı daha sonra New York Modern Sanatlar Müzesi‘nde sergilenmiştir. İkilinin sürdüğü ilginç yaşam tarzı ve sergiledikleri performanslar, sanat camiasında isimlerini duyurmalarını ve kendilerine yer edinmelerini de sağladı.

İkilinin dikkat çeken performansları arasında sadece birbirlerinin ciğerlerindeki havayla nefes aldıkları “Breathing In / Breathing Out”, Marina’nın hayatını sadece Ulay’ın çekim gücüne emanet ettiği “The Other: Rest Energy”, saçlarıyla birbirlerine kenetlendikleri “Relation in Time” ve daha pek çok sıra dışı performans mevcut.

Ancak içlerinden en dikkat çekeni, gerçek hayattaki ayrılıklarını da bir performans sanatına çevirdikleri Çin seddi yürüyüşü. İkili, yıllar süren beraberliklerini çeşitli anlaşmazlıklar ve Ulay’ın sadakatsizlikleri sonucu bitirmeye karar verirler. Bu büyük olayı ise yine büyük bir performansla gerçekleştirmek isterler.

İki sanatçı, 6 bin kilometrelik Çin Seddi’nin farklı taraflarından birbirlerine doğru yürümeye başlar. Günlerce, haftalarca süren yürüyüşün ardından ikili nihayet ortada buluşur. Birbirlerine son kez bakar, sarılır ayrılırlar.

Bu ayrılık tam 21 yıl sürer. Marina’nın 2010 yılında New York’taki “The Artist is Present” performansını gerçekleştirene kadar. “The Artist is Present”, Marina Abramović’in günlerce oturduğu yerden kalkmadığı ve karşısına gelen insanlarla bakışarak iletişim kurduğu bir performanstır.

Onlarca insanı karşılayıp bakıştıktan sonra birden Ulay çıkagelir ve masanın karşısına oturur. İkilinin birbirlerinin gözlerinin içine baktıkları ve hiç konuşmadan çok şey anlattıkları “performans” görülmeye değerdir.