Kahvenin, pizzanın ve sanatın anavatanında 1980’lere gelindiğinde ilginç bir akımın ayak sesleri duyulmaya başlandı: Cittaslow. İtalyanca “şehir” anlamına gelen “citta”, İngilizce yavaş anlamına gelen “slow” kelimelerinin birleşiminden ortaya çıkan bu “yavaş hareketin” ilk adımı yemek oldu.

‘Cittaslow’

Yavaş hareketin temelleri, 1986 yılında İtalya’da başladı. Roma’nın en hareketli ve tarihi meydanlarından Plazza di Spagna’da açılan bir McDonald’s her şeyin başlangıcı oldu. Yemek gibi zor ve ustalık gerektiren bir işin böyle basite indirgenmesini İtalyan şefler kabul edemezdi. Onlar için iyi bir peynir elde etmek için bile günlerin, hatta haftaların geçmesi gerekirdi.

Ünlü İtalyan şef Carlo Petrini liderliğindeki grup, Plazza di Spagna
meydanında makarna fırlatarak Amerikan tarzı fast food zincirine karşı ilk tepkiyi gösterdi. Bu sadece basit bir etki-tepki eylemiyle sınırlı kalmadı. Dünya genelinde onlarca şef bir araya geldi ve Slow Food Birliği’ni kurdu.

Yavaş Haraket

“Yavaş Gıda” ileride etkileri daha geniş kitlelere yayılacak olan Yavaş Hareketin de öncüsü oldu. Şeflerin yaktığı bu meşale, öncelike moda dünyasına sıçradı. Sürekli değişen ve büyük bir pazara sahip olan moda sektörü için imkansız görünen bu akım aslında kullan-at hareketine karşı bir tepkiydi.

“Ucuz olan her şeyi almayın”

Slow Fashion (Yavaş Moda); insanların çok miktarda ucuz giysi almasının önüne geçme fikrini benimsedi. Bu fikir dünyanın önde gelen markaları tarafından da olumlu karşılandı.

Gucci tasarımcısı Alessandro Michele, 2018 İlkbahar/Yaz koleksiyonunu çıkardığı Milano Moda Haftası’nda şu notu paylaştı: “Kişinin kendini kaybetmesine neden olan hız düşüncesine direnin! Ucuz olan herhangi bir şeyi alma illüzyonuna kapılmayın.”

Yavaş Gıda” ve “Yavaş Moda” akımlarını takip eden felsefelerden bir diğeri, aynı zamanda Yavaş Hareketi en çok yayan akım olan “Yavaş Şehir” (Cittaslow) oldu. Cittaslow hareketi, hızlı ve tüketime dayalı şehir yaşamına alternatif olarak ortaya çıktı. Cittaslow’un temel amacı son derece basit: Hayatı, hayattan zevk alacak bir hızda yaşamak.

Cittaslow hareketinin dünya çapında 30 ülke ve 200 şehir üyesi bulunuyor. Bu ülkelerden biri de Türkiye. Türkiye’de 10 şehir, Yavaş Şehir ünvanına sahip. Türkiye ayrıca Cittaslow ülkeleri arasında en fazla üyesi olan dördüncü ülke. Hareketin doğum yeri olan İtalya 75 ülke ile birinci sıradayken, Almanya ve Polonya 12 üyeyle ikinci, Güney Kore ise 11 üyeyle üçüncü sırada.

Sence de biraz fazla hızlı gitmiyor muyuz?

Yavaş gıda, yavaş moda hatta yavaş şehir… Tüm bunlar ne anlama geliyor veya tam olarak ne işe yarıyor?

En basitinden yavaş hareket doğayı koruyor. Yaşamın yani insanın doğal ritmine uyum sağlamak yerel ve geleneksel besin maddelerini korumak, hayvan türlerini koruma altına almak, yediklerimizi tanımak ve nasıl üretildiğini bilmek için çağrıda bulunuyor.

Başka bir dünya mümkün

Hayatın her alanında olduğu gibi, iş yaşamında da fazlalıklardan
kurtulmak mümkün. Sonuçta ofis dediğin dört tarafı duvarlarla çevrili, camları açılmayan, boğucu ve sıkıcı bir yer olmak zorunda değil.

Sabah ayılmak için farklı uyarıcılara ihtiyaç duymadığın, öğle
yemeğinden sonra biraz kestirebildiğin, daraldığında kendini yeşilliklere atıp nefes alabildiğin, canın sıkıldığında avazın çıkana kadar şarkı söyleyebildiğin, hem sosyalleşip hem iş yapabildiğin, aylarca ertelediğin o hikayeyi yazma ilhamını bulabildiğin bir yer var. JUSTWork Yeni Jenerasyon Ofis Kampüs’te hayal ettiğin neredeyse her şey mevcut.

Sen de şehrin içinde ama dertlerinden izole, kendinle, fikirlerinle, hayallerinle baş başa kalabileceğin ve seninle aynı frekansta çalışma arkadaşlarına sahip olduğun bir mekan arıyorsan, JUSTWork’teki yerin hazır.